Doğu Akdeniz Stratejik Brifingi | 7 Kasım: Ankara GSI Sorununun Çözüldüğünü Söylüyor, Atina Yetkide Israrlı

    Bosphorus News Doğu Akdeniz Stratejik Brifingi için hazırlanan, dünya küresi üzerinde BN amblemi ve altın ile lacivert geometrik çizgiler içeren görsel.
    Bosphorus News Doğu Akdeniz Stratejik Brifingi, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs merkezli güvenlik, savunma, diplomasi ve enerji gelişmelerini günlük olarak değerlendiriyor.Photo/Illustration: Bosphorus News

    Doğu Akdeniz'de askeri, deniz güvenliği ve diplomasi alanındaki başlıca gelişmeler

    Bosphorus News Jeopolitik Masası

    7 Kasım 2026'da Türkiye ve Yunanistan, Great Sea Interconnector (GSI) projesindeki deniz araştırması bildirimlerine ilişkin anlaşmazlığın çözülüp çözülmediği konusunda farklı açıklamalar yaptı. Ankara sorunun aşıldığını belirtirken Atina, araştırmalara izin verme yetkisinin yalnızca kendisine ait olduğu görüşünü korudu. Fransız bayraklı araştırma gemisi Abeille Marengo'nun Girit'te beklediği bildirildi. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasında planlanan doğal gaz hattına yönelik Birleşmiş Milletler (BM) itirazı yeniden gündeme gelirken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile İran krizini görüştü.

    Kıbrıs'ta 9 Kasım'daki BM toplantısı öncesinde yeni geçiş noktalarına ilişkin görüş ayrılıkları da sürüyor. GSI dosyasında ise bundan sonraki gelişmeleri tarafların açıklamalarından çok yayımlanacak seyir duyuruları, geminin hareketleri ve işletmecisine iletilen talimatlar belirleyecek. Ankara'nın muvafakat talebiyle Atina'nın münhasır izin yetkisi iddiasını uzlaştıran ortak bir düzenleme henüz açıklanmış değil.

    Doğu Akdeniz | Fidan GSI sorununun çözüldüğünü söyledi, Atina izin yetkisinde ısrarlı

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kathimerini'nin 7 Kasım'da GSI kapsamındaki seyir duyurusu (NAVTEX) anlaşmazlığına ilişkin sorusuna, her şeyin normal ve yolunda olduğunu belirterek yanıt verdi. Gazeteye konuşan Türk diplomatik kaynakları da NAVTEX sorununun çözüldüğünü bildirdi. Ancak tarafların üzerinde uzlaştığı koşullar, karşılıklı yazışmalar veya Fransız araştırma gemisiyle hangi kanaldan iletişim kurulacağı açıklanmadı.

    Atina ise gelişmenin Yunanistan'ın deniz araştırmalarına izin verme yetkisinde herhangi bir değişiklik yarattığı yorumunu reddetti. Yunan diplomatik kaynakları, Türkiye'nin kendi seyir duyurularına ilişkin işlemlerinin Ankara'yı ilgilendirdiğini savundu. Yunanistan, uluslararası hukuka ilişkin kendi yorumuna dayanarak araştırmalara izin verme yetkisinin yalnızca kendisinde bulunduğu görüşünü yineledi.

    Tarafların ön bildirim usulü üzerinde sınırlı bir anlayışa varmış olması ihtimal dışı değil. Ancak deniz yetki alanlarına ilişkin ortak bir tutum açıklanmadı. Türkiye kıta sahanlığı iddiasından vazgeçmiş değil; Yunanistan da Türk makamlarından izin alınması gerektiğini kabul etmiyor.

    Uyuşmazlığın hukuki ve operasyonel çerçevesi, 6 Kasım'da yayımlanan bildirimlerde görülüyor. Yunanistan'ın HA15-1411/26 numaralı NAVTEX'i, Fransız bayraklı Abeille Marengo gemisinin 6 Mart 2027'ye kadar yürütmesi planlanan çalışmalarını kapsıyor. Kıbrıs Cumhuriyeti de kendi hak iddiasında bulunduğu sularda daha sonraki bir döneme yönelik 345/26 numaralı Larnaka duyurusunu yayımladı.

    Türkiye, Antalya istasyonunun 1105/26 numaralı karşı NAVTEX'iyle Yunan bildiriminin kapsadığı alanın bir bölümünün kendi kıta sahanlığında bulunduğunu savundu. Dışişleri Bakanlığının 214 sayılı açıklamasında, Ankara'nın 18 Mart 2020'de Birleşmiş Milletlere bildirdiği kıta sahanlığı sınırlarına atıfta bulunularak söz konusu araştırmalar için Türkiye'nin muvafakatinin alınmadığı belirtildi.

    Yunanistan veya Kıbrıs Cumhuriyeti, kendi seyir duyurularını geri çektiğini açıklamadı. Atina ile Paris arasında ön bildirim kanalına ilişkin önceki Bosphorus News araştırması, Fransız gemisine kimin ve hangi usulle bildirim göndereceği sorusunun daha önce de açıklığa kavuşmadığını ortaya koymuştu. 6 Kasım'daki GSI ve NAVTEX gelişmelerine ilişkin haberimiz ise tarafların son hukuki pozisyonlarını ele almıştı.

    Yunan basını, Abeille Marengo'nun Kandiye limanında bulunduğunu ve daha önce cumartesi günü için öngörülen hareketinin en erken 9 Kasım Pazartesi günü gerçekleşmesinin beklendiğini aktardı. Geminin 7 Kasım yayın kapanışına kadar limandan ayrıldığı veya araştırma sahasına ulaştığı bağımsız olarak doğrulanmadı.

    Yayımlanan NAVTEX'ler planlanan faaliyetleri gösteriyor; deniz tabanı araştırmalarının başladığını ya da kablo döşeme işlemlerine geçildiğini kanıtlamıyor. Geminin izleyeceği güzergah ve yapacağı çalışmaların duyurularda belirtilen koordinatlarla karşılaştırılması gerekecek.

    GSI'den ayrı bir denizaltı telekomünikasyon projesi olan East to Med Corridor (EMC) kapsamında da bildirim uyuşmazlığı sürüyor. Kıbrıs Cumhuriyeti, Kobi Ruegg gemisinin çalışmalarına ilişkin MA86-337/26 numaralı duyuruyu yayımlarken Türkiye, 1100/26 numaralı NAVTEX ile buna itiraz etti.

    Bununla birlikte Ankara'nın daha önce yayımladığı 1050/26 ve 1067/26 numaralı NAVTEX'lerde, aynı geminin belirli jeofizik araştırmalarının Türk makamlarının muvafakatiyle yürütüldüğü belirtilmişti. Türkiye'nin son itirazı, Kobi Ruegg tarafından gerçekleştirilecek bütün faaliyetleri reddettiği anlamına gelmiyor.

    GSI elektrik iletimine, EMC ise veri ve telekomünikasyon altyapısına yönelik. Projelerin güzergahları, çalışma dönemleri ve izin kayıtları ayrı ayrı değerlendirilmeli.

    Ege'de ise Yunanistan Genelkurmay Başkanlığına atfedilen verilere göre 7 Kasım'da altı Türk insansız hava aracı kaydedildi. Yunan tarafı, Atina Uçuş Bilgi Bölgesi'ndeki (FIR) uçuş usullerinin sekiz kez ihlal edildiğini, Yunan ulusal hava sahasına da dört giriş gerçekleştiğini ileri sürdü. Silahlı uçak veya hava angajmanı bildirilmedi.

    FIR usullerine ilişkin iddialar ile sınırları tartışmalı ulusal hava sahası iddiaları aynı hukuki temele dayanmıyor. Söz konusu uçuşları GSI araştırmalarıyla ilişkilendiren doğrulanmış bir bilgi de bulunmuyor.

    Kıbrıs | Yeni geçiş önerilerine yerel itirazlar, doğal gaz hattı BM gündeminde

    BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín'in, Kıbrıs Türk lideri Tufan Erhürman ile Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides'i 9 Kasım'da bir araya getirmesi bekleniyor.

    İki toplumun basınında yer alan haberler, görüşmelerde dört yeni geçiş güzergahının öne çıktığını gösteriyor: Haspolat/Mia Milia, Akıncılar/Lurucina, Athienou-Pyroi-Aglantzia yolu ve Lefke yakınlarındaki Kambos-Karavostasi bağlantısı.

    Ancak tarafların üzerinde uzlaştığı ortak bir harita, yol yapım planı veya geçişlerin ne zaman açılacağını gösteren takvim yayımlanmadı. Güzergahların tam olarak nereden geçeceği ve erişim düzenlemelerinin nasıl uygulanacağı da netleşmiş değil.

    Batıdaki geçiş önerisine 7 Kasım'da yeni itirazlar geldi. Polis Hrisohus Belediyesi ile Tillirya bölgesindeki yerel yönetimler, Kambos güzergahının uzun süredir talep ettikleri Erenköy/Kokkina geçişinin yerine değerlendirilmesi halinde protesto düzenleyeceklerini açıkladı.

    Yerel temsilciler, Christodoulides'in Erenköy güzergahına ilişkin kendilerine güvence verdiğini savunuyor. Ancak incelenen resmi kayıtlarda bu yönde bir hükümet taahhüdü doğrulanamadı. İki güzergah farklı yerleşimlere hizmet edeceğinden, Kambos'un Erenköy seçeneğinin yerine geçirilmesi bölgede yeni bir anlaşmazlığa yol açabilir.

    Kıbrıs Haber Ajansına göre 9 Kasım görüşmelerinin gündemi çevre sorunları ve toplumlar arasında arşivlerin paylaşılması gibi konulara da genişleyebilir. Kıbrıs Postası'na konuşan Kıbrıs Türk hükümet yetkilileri ise geçiş noktalarına ilişkin planlama yapabilmek için gerekli bilgilerin henüz kendilerine ulaşmadığını belirtti.

    Kapalı diplomatik görüşmeler daha ileri bir aşamada olabilir. Bununla birlikte yeni yolların yapılması, tampon bölgeden geçiş koşullarının belirlenmesi ve ilgili kurumların görevlendirilmesi idari ve teknik hazırlık gerektiriyor.

    Mayın temizliği konusunda da ortaklaşa yayımlanmış bir teknik plan veya uygulamayı üstlenecek kurumlara ilişkin kesinleşmiş bir düzenleme bulunmuyor. Holguín'in Ankara temaslarına ilişkin önceki Bosphorus News haberi, Türkiye'nin BM temsilcisine ilettiği ancak içeriği açıklanmayan mesajı ele almıştı.

    Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasında planlanan doğal gaz boru hattına yönelik BM itirazı da 7 Kasım'da yeniden gündeme geldi.

    Kıbrıs Cumhuriyeti'nin BM Daimi Temsilcisi Maria Michael, 21 Ekim tarihli mektubunda Türk araştırma faaliyetlerinin Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğini ve egemen haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştü. Mektupta Türkiye'nin 30 Eylül'de yayımladığı NAVTEX'e ve Oruç Reis, Denar Pathfinder, Denar Echo ile Kırıcı gemilerinin 1-25 Ekim dönemindeki planlı faaliyetlerine atıfta bulunuldu.

    Kıbrıs Cumhuriyeti, çalışmaların kendi karasularına, münhasır ekonomik bölgesine ve kıta sahanlığına izinsiz girdiğini savunuyor. Mektupta Türkiye ile Kıbrıs Türk yönetimi arasında temmuz ayında yapılan mutabakat da gündeme getirildi.

    Ancak 7 Kasım'da haberleştirilen belge yeni bir diplomatik nota değil, 21 Ekim tarihli mektuba dayanıyor. Belgenin yeniden gündeme gelmesi, aynı gün yeni araştırmaların başladığını göstermiyor.

    Ankara ve Kıbrıs Türk makamları, Türkiye ile adanın kuzeyi arasındaki altyapı bağlantılarını destekliyor ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuzeyin statüsüne ilişkin yaklaşımını reddediyor. Planlanan doğal gaz hattında 7 Kasım itibarıyla yeni bir finansman kararı, inşaat sözleşmesi veya boru döşeme faaliyetinin başladığı doğrulanmadı.

    Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Christodoulides, 7 Kasım'da The Observer'da yayımlanan söyleşisinde İngiltere'nin adadaki egemen üs bölgelerinin statüsünün yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Christodoulides, 1960'taki bağımsızlık düzenlemelerinden kalan üs statüsünü sömürgecilik mirası olarak nitelendirdi.

    Mart ayında RAF Akrotiri'ye düzenlenen saldırı, İngiliz üslerinin güvenlikteki rolünü yeniden tartışmaya açmıştı. Bununla birlikte İngiltere, 1960 düzenlemeleri çerçevesinde Akrotiri ve Dikelya üzerindeki egemenliğini koruyor. Söyleşide egemenliğin devri veya askeri komuta düzeninin değiştirilmesine yönelik bir müzakere ilan edilmedi.

    Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu da 7 Kasım'da Kuzey Kıbrıs'ı ziyaret ederek Erhürman ve diğer Kıbrıs Türk yetkililerle görüştü. KKTC Cumhurbaşkanlığına göre görüşmelerde Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri ile Güvenlik Kuvvetleri komutanları da bulundu.

    Ziyaret sırasında yeni bir savunma anlaşması veya askeri konuşlandırma açıklanmadı. Fidan'ın temaslarının ardından ve BM toplantısı öncesinde yapılan görüşmelerin belirli bir müzakere başlığına yönelik olduğuna dair doğrulanmış bilgi bulunmuyor.

    Türkiye, ABD & İran | Erdoğan-Trump görüşmesi, füze menzili açıklaması ve yeni Amerikan görev gücü

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump, 7 Kasım'da telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına göre Erdoğan, ABD ile İran arasındaki krizin diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğini vurgulayarak Türkiye'nin barış girişimlerine destek vermeye hazır olduğunu belirtti.

    Görüşmede ikili ilişkiler, Rusya-Ukrayna savaşı ve Kyiv ile Moskova arasındaki temaslar da ele alındı. Erdoğan ayrıca Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne verdiği destek dolayısıyla Trump'a teşekkür etti.

    Türk tarafının açıklamasında, ABD'nin Keşm (Qeshm) Adası yakınındaki son saldırısının ayrı bir gündem maddesi olduğu belirtilmedi. Türkiye'nin yeni ve resmileşmiş bir arabuluculuk görevi üstlendiği de duyurulmadı.

    Görüşme, ABD'nin İran'a yönelik yeni bir saldırısının ardından yapıldı. Trump, Amerikan kuvvetlerinin 6 Kasım'da Keşm Adası'ndaki bir hava savunma mevzisini vurduğunu doğruladı. İran basını, Suza yakınlarında patlamalar meydana geldiğini bildirdi.

    Hedefin tam konumu ve aldığı hasarın boyutu açıklığa kavuşmadı. Tahran'ın bir Amerikan insansız hava aracını düşürdüğü iddiası da bağımsız olarak doğrulanmadı.

    İran Devrim Muhafızları sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Mohebbi, 7 Kasım'da ülkesinin füze menziline kendi koyduğu sınırlamayı kaldırdığını açıkladı. Tahran daha önce yaklaşık 2 bin kilometrelik bir üst sınırdan söz ediyordu.

    Mohebbi yeni bir azami menzil belirtmedi; daha uzun menzilli bir silahın test edildiğini veya konuşlandırıldığını gösteren teknik bilgi de sunmadı. Dolayısıyla siyasi düzeyde duyurulan karar, İran'ın daha uzun menzilli füze kapasitesini fiilen gösterdiği anlamına gelmiyor.

    İranlı yetkililer yeni ABD ve İsrail saldırılarına karşı uyarılarını sürdürürken Mohebbi belirli bir askeri operasyon ilan etmedi.

    ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise İran'a yönelik baskıyı deniz ablukasının ötesine taşıyan yeni bir eşgüdüm birimi duyurdu.

    Florida'nın Tampa kentinde konuşlandırılan ve yaklaşık 20 sivil ile askeri personelden oluşan Task Force Iron Gate, İran'ın kara sınırları ve Hazar Denizi üzerinden gelişmiş silah, çift kullanımlı ürün, yaptırıma tabi malzeme ve yasa dışı gelir aktarımını engellemeye yönelik faaliyetleri koordine edecek.

    CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper, birimi deniz ablukasını destekleyen bir mekanizma olarak tanımladı. Açıklama, yeni sınır kapılarının kapatıldığı veya çok uluslu bir kara müdahale gücünün kurulduğu anlamına gelmiyor.

    Diplomatik kanalda ise Katar, ABD-İran müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlandığı yönündeki haberleri reddetti. Katar Uluslararası Medya Ofisi, Başbakan ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani'nin görüşmelerin çöktüğünü açıkladığı iddialarının doğru olmadığını bildirdi.

    Doha, tarafların anlaşma arayışını sürdürdüğünü belirtti. Axios ise görüşmelere yakın kaynaklarına dayanarak ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Katar ve Pakistan'ın askeri lideri Mareşal Asim Munir'in dahil olduğu diplomatik temasların devam ettiğini yazdı.

    Habere göre teknik düzeyde bir toplantı değerlendirme aşamasında. Ancak 7 Kasım yayın kapanışında toplantı tarihi veya taraflarca kabul edilmiş koşullar açıklanmış değildi.

    İstanbul'daki TRT World Forum'da konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da stratejik deniz geçişlerinin korunması ve siyasi kriz dönemlerinde ticaret yollarının açık tutulması için daha geniş işbirliği çağrısında bulundu.

    Fidan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ile de Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeleri görüştü. Bu temasların ardından yeni bir deniz güvenliği mekanizması ilan edilmedi.

    Uluslararası Denizcilik Örgütünün (IMO) 6 Kasım tarihli Konsey açıklaması ise Velos Sapphire tankerine yönelik saldırıda bir denizcinin öldüğünü doğruladı.

    IMO'ya göre Orta Doğu'daki çatışmaların başlamasından bu yana en az 130 doğrulanmış ticari gemi saldırısı kaydedildi ve 25 denizci hayatını kaybetti. Örgütün ayrıca güncellediği olay kayıtlarındaki sayılar, her bir raporun kapsadığı tarihler dikkate alınarak değerlendirilmek zorunda.

    Mekke Anlaşması, Suriye & Yemen | Şam'ın olası katılımı gündemde, karar açıklanmadı

    Suriye resmi haber ajansı SANA'nın 7 Kasım'da aktardığı diplomatik açıklamalar, Şam ile Riyad arasındaki askeri işbirliğinin gelecekte Mekke Savunma Anlaşması'na uzanabileceğini gösterdi.

    Suriyeli bir diplomatik kaynak, Suudi Arabistan ile kurulan işbirliğinin eğitim, danışmanlık, uzmanlık paylaşımı ve kapasite geliştirmeye odaklandığını belirtti. Suudi yetkililerin gelecek ay Suriye'yi ziyaret etmesi bekleniyor.

    Kaynak, ileride karşılıklı savunma anlaşması imzalanması veya Suriye'nin Mekke çerçevesine katılması ihtimalini de gündeme getirdi. Ancak Şam, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos'ta imzalanan üç taraflı anlaşmaya katılma kararı açıklamadı.

    Bu açıklamalar, Suriyeli askeri personelin bölgedeki faaliyetlerine ilişkin birbiriyle çelişen haberlerin ardından geldi.

    Reuters, sınırlı sayıda Suriyeli personelin danışman veya eğitici olarak Suudi Arabistan'a gittiğini bildirdi. Başka haberlerde Suriyeli askerlerin Yemen'de bulunduğu ileri sürülürken Şam yönetimi bu iddiayı reddetti.

    Suriyeli yetkililer, ülkenin yeniden inşası ve iç güvenliğin öncelik olmaya devam ettiğini vurguladı. Suudi Arabistan'a yönelik danışmanlık faaliyeti, Suriye'nin Mekke Anlaşması'na dahil olduğu veya Yemen'de muharip operasyon yürüttüğü anlamına gelmiyor.

    Bölgede askeri hareketlilik ise sürdü. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 7 Kasım'da Riyad bölgesini hedef alan bir Husi seyir füzesinin önlendiğini açıkladı. Daha önce Necran, Mekke ve Riyad çevresinde de füze önleme olayları bildirilmişti.

    Husi makamları ise Sana yakınlarında düzenlenen hava saldırılarında sivillerin hayatını kaybettiğini ileri sürdü. Can kaybı sayıları ve saldırıların sorumluluğuna ilişkin iddialar bağımsız olarak doğrulanamadı.

    TBMM, Mekke Savunma Anlaşması'nın onaylanmasını uygun bulan kanunu 5 Kasım'da kabul etmişti. Bununla birlikte anlaşmanın uluslararası düzeyde yürürlüğe girmesi için gereken işlemlerin tamamlandığı 7 Kasım itibarıyla doğrulanmış değil.

    Suudi Arabistan'ın füze önleme faaliyetlerinin anlaşma kapsamında yürütüldüğüne ilişkin bir açıklama bulunmuyor. Türk askerinin yurt dışına gönderilmesi bakımından da Anayasa'nın 92. maddesindeki yetki ve karar usulleri geçerliliğini koruyor.

    Türkiye ekonomisi | Fon soruşturmasında tutuklamalar, yeni gözaltılar ve SPK kararları

    Türkiye'deki yatırım fonu soruşturmasında 7 Kasım'da haberleştirilen yargı işlemleri kapsamında dört şüpheli tutuklandı.

    Türk basınında yer alan haberlere göre tutuklananlar arasında Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) eski Başkan Yardımcısı Enver Usca, eski daire başkanı Ercan Urkan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu yetkilisi Mustafa Alper Taş ve Tera Holding yöneticisi Ümit Sincanlı bulunuyor.

    Savcılık soruşturmasında rüşvet, mali suçlar ve organize suç faaliyetlerine ilişkin iddialar inceleniyor. Tutuklama kararları soruşturma aşamasındaki koruma tedbirleri niteliğinde; şüphelilerin suçluluğuna ilişkin kesinleşmiş yargı kararı oluşturmuyor.

    Soruşturmanın farklı kollarına ilişkin resmi açıklamalar, bütün gözaltı ve tutuklamaları kapsayan uzlaştırılmış bir toplam sunmuyor.

    7 Kasım akşamı soruşturma yeniden genişledi. Bulls Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akkaya ile kısa süre önce Takasbank Genel Müdürlüğü görevinden ayrılan Yunus Arıncı'nın ikinci kez gözaltına alındığı bildirildi. TRT de Arıncı'yı eski genel müdür olarak tanımladı.

    Yeni gözaltı işlemlerinin ardından yayın kapanışına kadar doğrulanmış yeni bir tutuklama kararı bulunmuyordu. Bağlantılı operasyonlarda başka isimler de gündeme geldi; ancak bu kişilerin adli durumlarına ilişkin haberler aynı ölçüde doğrulanmış değildi.

    Soruşturmadan ayrı olarak SPK'nin 6 Kasım tarihli 2026/79 sayılı bülteninde yeni idari ve düzenleyici kararlar açıklandı.

    Kurul, Temapol, İsvea ve Tera Yatırım paylarındaki işlemler nedeniyle suç duyurularında bulundu ve adı belirtilen kişi ile kuruluşlara iki yıllık işlem yasakları getirdi.

    Bazı isimlerin farklı paylara ilişkin listelerde tekrar yer alması nedeniyle bültendeki kayıt sayıları, yaptırım uygulanan tekil kişi sayısıyla aynı kabul edilemez.

    SPK ayrıca yatırım kuruluşları ve sermaye yeterliliğine ilişkin hükümler kapsamında Trive Yatırım'ın sermaye piyasası faaliyetlerini 7 Kasım saat 00.01'den itibaren geçici olarak durdurdu. Faaliyetlerin yeniden başlayacağı bir tarih açıklanmadı.

    Kurulun idari yaptırımları ile savcılığın yürüttüğü ceza soruşturması farklı hukuki süreçlere dayanıyor.

    Fon yatırımcılarına yönelik tasfiye ödemeleri de devam etti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in 5 Kasım'da TBMM'de verdiği bilgilere göre 108 fondan, 420 bin 31 kişiye ait 614 bin 874 hesaba toplam 130,2 milyar lira dağıtıldı. 179 bin 449 yatırımcı net anaparasını tamamen geri aldı.

    Bu rakamlar farklı yatırımcı gruplarını ve ödeme aşamalarını kapsıyor. Fon bazında yükümlülükler ile varlık değerlemeleri açıklanmadan toplam geri kazanım oranı hesaplanamıyor.

    Karadeniz | Saldırıya uğrayan gemide insan kalıntıları bulundu, mayın görev grubu yeni döneme başladı

    Bulgaristan savcılığı, 7 Kasım'da Romanya açıklarında insansız hava aracı saldırısına uğradıktan sonra Varna'ya getirilen bir gemide insan kalıntıları bulunduğunu açıkladı. Kimlik tespiti için DNA incelemesi başlatıldı.

    Bulgar ve Rumen basınında geminin, 15 Ekim'de Tuna Deltası yakınlarında vurulan Wine Trader olduğu bildirildi. Saldırının ardından beş mürettebat kurtarılmış, yedi kişinin ise kayıp olduğu açıklanmıştı.

    Varna'daki savcılık duyurusunda kimliği belirlenen kişi sayısı veya isimler verilmedi. Altı kişiye ait kalıntıların bulunduğu yönündeki haberler de adli tıp incelemeleriyle henüz doğrulanmadı.

    İnsan kalıntılarının bulunması, saldırının sorumlusunu belirlemeye tek başına yeterli değil. Sorumluluk konusundaki belirsizlik sürüyor.

    Aynı gün Bulgaristan Deniz Kuvvetleri, Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubunun 13. faaliyet dönemini Varna'da başlattı.

    Türkiye'den mayın avlama gemisi TCG Akçay, Romanya'dan Căpitan Constantin Dumitrescu, Bulgaristan'dan ise Struma ve Kapitan I Rang Dimitar Dobrev gemileri görev grubunda yer alıyor.

    Birliğin Bulgaristan ve Romanya tarafından düzenlenen Poseidon 2026 tatbikatına katılması planlanıyor. Görev grubunun temel işlevi deniz mayınlarının aranması ve etkisiz hale getirilmesi. Ticari gemilerin insansız hava araçlarına veya diğer saldırılara karşı kesintisiz korunması yönünde bir görev tanımlanmış değil.

    Ukrayna ile bağlantılı ayrı bir deniz koalisyonu tatbikatının da 9-22 Kasım tarihlerinde İstanbul'daki bir karargahtan yürütülmesi planlanıyor. Bu tatbikatın görev alanı ve komuta düzeni, üçlü mayın karşı tedbirleri grubundan farklı.

    Irak & Suriye | Washington'dan İran sınır kapıları talebi, dört ülkeden IŞİD komitesi

    Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, 7 Kasım'da Al Jazeera'ye verdiği demeçte ABD'nin, Irak'ın İran sınırındaki iki geçiş noktası dışında bütün kapıları kapatmasını resmen talep ettiğini açıkladı.

    Bağdat yönetimi, Amerikan talebini yerine getireceğine ilişkin bir karar duyurmadı. Sınır kapılarının fiilen kapatıldığına ilişkin doğrulanmış bir uygulama da bulunmuyor.

    Hüseyin ayrıca Türkiye, Irak, Suriye ve Ürdün'ün, Suriye'deki Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) tehdidiyle mücadele amacıyla ortak bir komite oluşturduğunu söyledi.

    Komitenin yetkileri, komuta yapısı ve ilk toplantı tarihi hakkında incelenen açıklamalarda ayrıntı verilmedi.

    Irak Dışişleri Bakanı, İran'a yakın silahlı grupların silahlarının devlet otoritesi altına alınması için görüşmeler yürütüldüğünü de belirtti. Hüseyin'e göre Bağdat, yabancı aktörlerin Irak topraklarını komşu ülkelere saldırı düzenlemek amacıyla kullandığına ilişkin bilgilere sahip.

    Hüseyin, Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkların Irak'ın petrol ihracatında yarattığı ekonomik kayıpları ve sevkiyatın kısmen yeniden başlamasını da değerlendirdi.

    Açıklamalar, uygulamaya ilişkin temel soruları yanıtsız bırakıyor. Irak'ın hangi sınır kapılarını kapatacağı, silahlı grupların devlet denetimini kabul edip etmeyeceği ve dört ülkenin oluşturduğu komitenin sahada hangi yetkilerle çalışacağı henüz bilinmiyor.

    Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nde Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki siyasi anlaşmazlıkta da 7 Kasım itibarıyla hükümet yapısını veya güvenlik komutasını fiilen değiştiren, bağımsız olarak doğrulanmış yeni bir gelişme bulunmuyor.

    Güney Kafkasya | TRIPP için iki teknik çalışma grubu, Erdoğan'ın Karabağ ziyareti gündemde

    Ermenistan, Azerbaycan ve ABD, Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu (TRIPP) projesi kapsamında ulaştırma ve elektrik iletimi alanlarında iki ayrı üçlü teknik çalışma grubu kurdu.

    Karar, Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı tarafından 6 Kasım'da, Ermenistan Dışişleri Bakanlığı tarafından ise 7 Kasım'da duyuruldu. Açıklamalarda ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Brendan Hanrahan ile Ermenistan ve Azerbaycan dışişleri bakan yardımcıları Vahan Kostanyan ve Elnur Mammadov'un isimleri yer aldı.

    Duyuruların farklı tarihlerde yayımlanması, iki ayrı anlaşma yapıldığı anlamına gelmiyor.

    Çalışma gruplarının ulaştırma ve enerji ağlarının bağlantı noktalarını, teknik standartları ve projelerin hangi sırayla uygulanacağını belirlemesi gerekiyor. İnşaat aşamasına geçilmesi ise kesinleşmiş güzergahlar, finansman ve ilgili ülkelerin ulusal onaylarını gerektiriyor.

    Açıklama, Türkiye-Ermenistan kara sınırının açılmasına veya sınır ve gümrük düzenlemelerinde kalan sorunların çözümüne ilişkin yeni bir karar içermiyor.

    Ermeni yetkililer 5 Kasım'da, Türkiye ile ticarette gümrük işlemlerinin doğrudan yürütülebildiğini, ancak malların fiziki sevkiyatının Gürcistan üzerinden devam ettiğini açıklamıştı.

    TRIPP'i uygulaması öngörülen şirketle ilgili Ermenistan'daki yasal düzenlemeler de henüz görüşme aşamasında.

    Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, 7 Kasım gecesi Erdoğan'ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in daveti üzerine 8 Kasım'da Karabağ'a gideceğini doğruladı.

    Azerbaycan'ın Zafer Günü dolayısıyla planlanan ziyarette ikili görüşme ve bölgesel işbirliği başlıklarının ele alınması bekleniyor.

    Ancak brifingin yayın kapanışında ziyaret henüz gerçekleşmemişti. Dolayısıyla yeni bir ulaştırma koridoru anlaşması veya elektrik iletim sözleşmesi açıklanmış değil.

    Türkiye enerji & çevre | COP31 öncesinde uydu verilerinden metan salımı tartışması

    Reuters'ın 7 Kasım'da yayımladığı araştırmada kullanılan uydu gözlemleri, Türkiye'deki bazı düzenli depolama sahalarında yüksek miktarda metan salımı bulunduğuna işaret etti.

    Carbon Mapper tarafından sağlanan veriler, California Üniversitesi Los Angeles yerleşkesindeki (UCLA) araştırmacılar tarafından incelendi.

    İstanbul'un batısındaki Seymen sahasında, uyduların metan bulutu tespit ettiği ölçümlerde salımın ortalama saatte yaklaşık 7,4 metrik ton olduğu hesaplandı. Sahada depolama gazının toplanarak elektrik üretiminde kullanılmasını amaçlayan sistemler bulunuyor.

    Ancak söz konusu değer belirli gözlemlere dayanıyor; yıl boyunca aynı hızda metan salındığını göstermiyor.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, aralıklı uydu ölçümlerinden hareketle yıllık salım hesaplanmasına itiraz etti ve atık geri kazanımında kaydedilen ilerlemeye dikkat çekti.

    Sahanın işletmecisi de gözlemlerin normal işletme koşullarını temsil edip etmediğini sorguladı. Bazı yüksek ölçümlerin boru onarımları ve atmosfer koşullarıyla bağlantılı olabileceğini savundu.

    Türkiye, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek COP31 iklim konferansına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

    7 Kasım'da metan salımına ilişkin yeni bir depolama sahası düzenlemesi veya yatırım programı açıklanmadı. Gerçek salım miktarının ve toplanarak değerlendirilen gazın belirlenebilmesi için daha sık ölçümlere ve tesislerin işletme kayıtlarına ihtiyaç bulunuyor.

    Bosphorus News Okuması

    Fidan'ın açıklaması, Abeille Marengo'nun faaliyetlerine ilişkin sınırlı bir operasyonel uzlaşmaya varılmış olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Ancak Ankara ile Atina'nın deniz yetki alanlarına ilişkin temel pozisyonlarında açıklanmış bir değişiklik yok.

    Yunanistan araştırma izinlerinde tek yetkili olduğunu savunurken Türkiye, 6 Kasım tarihli açıklamasında kendi kıta sahanlığı olarak gördüğü alanlarda yürütülecek çalışmalar için muvafakat şartını korudu. Olası uzlaşmanın koşulları kamuoyuyla paylaşılmadı.

    Geminin işletmecisiyle yapılan yazışmalar, değiştirilebilecek NAVTEX'ler ve araştırma gemisinin seyir izi, sahada hangi usulün uygulanacağını ortaya koyabilir. Abeille Marengo'nun Kandiye'den ayrılması bile tek başına açık denizde hangi çalışmaları yapmaya yetkili olduğunu göstermeyecek.

    GSI, EMC ve Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasında planlanan doğal gaz hattı, farklı teknik ve hukuki dosyalar. GSI elektrik, EMC veri iletecek; üçüncü proje ise doğal gaz taşımayı amaçlıyor.

    Türkiye, EMC kapsamında belirli Kobi Ruegg araştırmalarına muvafakat verdiğini kayda geçirirken başka bir seyir duyurusuna itiraz etti. GSI'de ise araştırmaların hangi izin ve bildirim usulüne tabi olacağı tartışılıyor. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 21 Ekim tarihli BM mektubu, başka gemilerin daha önceki doğal gaz hattı araştırmalarına ilişkin iddialarını içeriyor.

    Her üç dosyanın karşılaştırılabilmesi için güzergah koordinatlarının, gemilere verilen talimatların ve ileri sürülen hukuki gerekçelerin ayrı ayrı incelenmesi gerekiyor. GSI'de kısa vadeli bir bildirim sorununun çözülmesi, Doğu Akdeniz'deki daha geniş deniz yetki alanı uyuşmazlığını sona erdirmeyecek.

    Kıbrıs'ta 9 Kasım'da yapılması beklenen görüşmenin önünde de siyasi tercihler kadar teknik sorunlar bulunuyor.

    Liderler dört geçiş noktası üzerinde ilke anlaşmasına varsa bile yolların tampon bölge içindeki güzergahlarının belirlenmesi, erişim koşullarının düzenlenmesi ve mayın temizliği için yetkili kurumlarla finansmanın kararlaştırılması gerekecek.

    Kambos ve Erenköy seçenekleri üzerindeki anlaşmazlık, harita üzerinde dengeli görünen bir önerinin yerel ihtiyaçlarla çatışabileceğini gösteriyor. Tillirya'daki toplumlar Erenköy güzergahını istiyor ve Kambos'un onun yerine geçirilmesine karşı çıkıyor.

    Kıbrıs Türk hükümetinin uygulama hazırlıkları için gerekli bilgileri henüz almadığı yönündeki açıklamalar da teknik planlamanın kamuoyuna yansımış bir aşamaya ulaşmadığını gösteriyor. BM gözetimindeki kapalı görüşmeler daha ileride olabilir. Ancak sorumlu kurumları, bütçeleri ve tarihleri içeren ortak bir plan yayımlanmadan geçişlerin ne zaman açılabileceği değerlendirilemiyor.

    İngiliz üsleri ise Kıbrıs'ta egemenlik ve askeri yetki bakımından ayrı bir tartışma alanı oluşturuyor. Akrotiri ve Dikelya'nın statüsü 1960'taki bağımsızlık düzenlemelerine dayanıyor.

    Christodoulides'in bu düzenin yeniden ele alınması çağrısı, Lefkoşa'nın tam olarak hangi değişikliği istediği sorusunu açık bırakıyor. Egemenliğin devri, askeri faaliyetlere daha sıkı kurallar getirilmesi, sivil nüfusa ilişkin yeni düzenlemeler veya Akrotiri saldırısının ardından acil durum prosedürlerinin değiştirilmesi farklı müzakere süreçleri gerektirir.

    7 Kasım itibarıyla bu seçeneklerden herhangi biri için Londra ile resmen başlatılmış bir müzakere açıklanmadı. İngiliz üsleri konusu adanın güvenlik siyasetini etkileyebilir; ancak doğrudan Holguín'in geçiş gündeminin veya doğal gaz hattı uyuşmazlığının parçası olarak değerlendirilmemeli.

    İran krizinde Washington'ın baskısı, Hürmüz girişindeki Keşm Adası çevresinde hedef alınan hava savunma mevzilerinin ötesine genişliyor.

    Tahran'ın ilan ettiği füze menzili sınırını kaldırması askeri seçeneklerine ilişkin siyasi mesajını değiştiriyor. Bununla birlikte daha uzun menzilli bir füzenin test veya konuşlandırmayla doğrulandığına ilişkin veri açıklanmadı.

    Task Force Iron Gate ise ABD'nin dikkatini deniz ablukasının yanında kara güzergahlarına ve Hazar Denizi'ne yöneltiyor. Bu alanlarda malzeme akışının durdurulması, denizdeki uygulamalardan farklı işbirliği ve denetim mekanizmaları gerektirecek.

    Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin'in açıkladığı sınır kapatılması talebi, baskının Bağdat'a da ulaştığını gösteriyor. Irak henüz kapatma kararı açıklamadı. Katar müzakerelerin sürdüğünü belirtirken Axios, JD Vance ve Pakistan'ın askeri liderinin dahil olduğu temasları aktarıyor.

    Teknik görüşmeler için tarih belirlenmesi diplomatik süreçte somut ilerleme sayılabilir. Askeri alanda ise sınır denetimlerinde fiili değişiklikler veya doğrulanabilir füze testleri yeni kanıt oluşturacak. Erdoğan-Trump telefon görüşmesi Ankara ile Washington arasında doğrudan diplomatik temas kurulduğunu doğruluyor; ancak Türkiye'nin Katar-Pakistan kanalına dahil edildiğini göstermiyor.

    Mekke Savunma Anlaşması bakımından Suriye'nin olası katılımı da yeni sorular ortaya çıkarıyor. Üç taraflı anlaşmanın yürürlüğe girdiği henüz doğrulanmamışken Şam, gelecekte bu çerçeveye katılma ihtimalinden söz ediyor.

    Dördüncü bir ülkenin hangi usulle kabul edileceği, hangi saldırıların ortak yardım yükümlülüğü doğuracağı ve askeri karşılığın kim tarafından onaylanacağı konusunda kamuoyuna açıklanmış bir düzenleme bulunmuyor.

    TBMM'nin kabul ettiği kanun, Türkiye'nin ulusal onay sürecindeki aşamalardan biri. Uluslararası yürürlük, onay belgelerinin teslimi ve olası yeni üyelik kararlarının ayrıca belgelenmesi gerekecek. Türk askerinin yurt dışına gönderilmesinde Anayasa'nın 92. maddesi uygulanmaya devam edecek.

    Suudi Arabistan'ın füze savunma faaliyetleri bölgedeki güvenlik ortamının parçası olsa da Mekke Anlaşması'nın işletildiğine ilişkin bir işaret bulunmuyor.

    Karadeniz'de Wine Trader olarak tanımlanan gemide bulunan insan kalıntıları, Varna'daki adli incelemeler tamamlandığında ekim ayındaki saldırının can kaybı bilançosunu belirlemeye yardımcı olabilir. Ancak bu bulgu tek başına saldırının failini ortaya çıkarmıyor.

    Türkiye, Romanya ve Bulgaristan'ın mayın karşı tedbirleri grubu belirli bir tehdit türüne odaklanıyor. Hava ve deniz gözetleme unsurları, ulusal soruşturma makamları, gemilere uyarı ileten merkezler ve olası refakat kuvvetleri ise farklı yetki alanlarında faaliyet gösteriyor.

    Ticari gemilerin korunmasında belirleyici unsurlardan biri, güvenilir tehdit bilgisinin rota değiştirmeye imkan verecek kadar erken ulaştırılması. IMO'nun Hürmüz çevresindeki saldırı ve can kaybı kayıtları da benzer bir sınırı gösteriyor: doğrulanmış olay sayısı tehdidin boyutunu ortaya koyabilir, ancak her saldırının sorumlusunu veya alınması gereken koruma tedbirlerini tek başına belirleyemez.

    Türkiye'deki fon krizinde ise soruşturmanın ve düzenleyici kararların zaman çizelgesi hâlâ tamamlanmış değil.

    Yetkililerin sorunlu işlemlere ilişkin ilk bilgileri ne zaman aldığı, o aşamada hangi müdahale yetkilerine sahip olduğu ve bunları nasıl kullandığı açıklığa kavuşturulmalı.

    Yeni tutuklama kararları olası kişisel suçlara ilişkin ceza soruşturmasının parçası. SPK'nin işlem yasakları ve suç duyuruları düzenleyici süreçlerden kaynaklanıyor. Tasfiye kapsamındaki 130,2 milyar liralık dağıtım ise yatırımcıların toplamda ne kadarını geri alabileceğini tek başına göstermiyor.

    Pay işlemlerine ilişkin listelerin incelenmesinde 88 kayıtta 67 farklı isim bulundu. Tekrarlanan isimler nedeniyle bu sayılar fon yatırımcılarının, gözaltına alınanların veya tutuklananların sayısıyla karşılaştırılamaz.

    Denetim raporları, kurul kararları, fon değerlemeleri ve ödeme tarihleri bir araya getirilmeden kurumların hangi bilgiyi ne zaman edindiğine ilişkin güvenilir bir kronoloji oluşturulamaz.

    Güney Kafkasya'da ise TRIPP kapsamında kurulan ulaştırma ve elektrik çalışma grupları, siyasi açıklamaların ardından teknik hazırlık aşamasına geçildiğini gösteriyor.

    Ağların nerede birleşeceği, finansmanın nasıl sağlanacağı ve ulusal izinlerin hangi sırayla alınacağı henüz belirlenmeli. Türkiye-Ermenistan kara sınırının kapalı olması ve gümrük işlemleriyle fiziki sevkiyatın farklı güzergahlardan yürütülmesi de uygulamada çözülmesi gereken sorunlar arasında.

    Erdoğan'ın 8 Kasım için planlanan Karabağ ziyareti siyasi düzeyde yeni temaslara imkan sağlayabilir. Ancak bu ziyarete ilişkin olası sonuçlar, 7 Kasım brifingine değil bir sonraki haber dönemine ait olacak.

    TRIPP'in planlama aşamasının ötesine geçip geçemeyeceğini, teknik çalışma gruplarının hazırlayacağı belgeler ve alınacak mühendislik ile yatırım kararları gösterecek.

    Kaynaklar: Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, KKTC Cumhurbaşkanlığı, Kıbrıs Haber Ajansı, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, Kathimerini, Cyprus Mail, Politis, The Observer, Kıbrıs Postası, Birleşmiş Milletler, Reuters, Associated Press, Axios, İran Tasnim Haber Ajansı, Katar Uluslararası Medya Ofisi, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, Uluslararası Denizcilik Örgütü, Suudi Basın Ajansı, Suriye Arap Haber Ajansı, Sermaye Piyasası Kurulu, TRT Haber, Anadolu Ajansı, Bulgaristan Deniz Kuvvetleri, Bulgaristan Savcılığı, Bulgaristan Ulusal Radyosu, Bulgaristan Ulusal Televizyonu, AGERPRES, Al Jazeera, Ermenistan Dışişleri Bakanlığı, Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Bosphorus News incelemesi ve haberciliği.

    Dünkü brifingi okuyun: Doğu Akdeniz Stratejik Brifingi | 6 Kasım: Mekke Savunma Anlaşması'nın Onay Teklifi TBMM'den Geçti

    Yeni brifing ve özel haberler önce X'te. Bosphorus News'ü takip edin.

    Tüm Türkçe brifingler ve seçili XTRA özel haberleri→
    Home