Bosphorus News | Analysis

    Acemoğlu, The Economist'i "stratejik çerçeveleme" ile suçladı

    Acemoğlu, The Economist'i "stratejik çerçeveleme" ile suçladı
    Acemoğlu, The Economist'i 'Stratejik çerçeveleme" yapmakla suçladı.Photo: Daron Acemoğlu X hesabı

    Nobel ödüllü iktisatçı, derginin dağınık eleştirileri bir araya getirerek çalışmalarının güvenilmez olduğu izlenimi yarattığını söylüyor

    Murat Yıldız

    The Economist, Daron Acemoğlu'nun kendisine yöneltilen eleştirilere verdiği yanıtı cuma günü yayımladı. Böylece Nobel ödüllü iktisatçı ile İngiliz dergisi arasındaki üç günlük tartışma tamamlanmış oldu.

    Tartışma 17 Ağustos'ta başladı. Dergi o gün, Acemoğlu'nun iktisat mesleğinin zirvesindeki konumunun akademik çalışmalarıyla karşılanıp karşılanmadığını sorgulayan imzasız bir yazı yayımladı. Aynı gün yeni kitabının değerlendirmesi de yayımlandı. Acemoğlu X hesabından karşılık verdi, yazıyı "hit piece" (itibar hedefli yazı) olarak niteledi, dergiden cevabını basmasını istediğini ve reddedilirse yanıtını kendisinin paylaşacağını duyurdu. Dergi mektubu 21 Ağustos'ta yayımladı.

    Acemoğlu ne diyor

    Mektuptaki iddia, Türk basınının büyük bölümünün kurduğu çerçeveden hem daha dar hem daha keskin. Acemoğlu yazıyı bir karalama kampanyası olarak nitelemiyor. Söylediği şu: Yazı, birbirinden kopuk şikâyetleri bir araya getirip akademik çalışmalarının güvenilmez olduğu imasına dönüştürüyor. Araştırmalarının eleştirilmesini memnuniyetle karşıladığını, bunun bilimsel ilerleme için gerekli olduğunu, kurumlardan sömürge mirasına, otomasyondan yapay zekanın sonuçlarına kadar çalışmalarında meşru biçimde tartışılabilecek çok şey bulunduğunu açıkça yazıyor.

    Ardından üç itiraz sıralıyor.

    Birincisi kaynak kullanımıyla ilgili. Derginin kendisini "ikna edici değil" ilan eden hükmü, ona göre, birkaç kadeh içkinin ardından hakkındaki gerçek düşüncelerini açıklayan isimsiz iktisatçılara dayanıyor. Acemoğlu, insanların birkaç kadehten sonra kendisine derginin artık abone olmaya değmediğini söylediğini öne süren bir mektubun yayımlanıp yayımlanmayacağını soruyor. Bu türden görüşleri kendi adıyla dile getiren tek kişinin blog yazarı Noah Smith olduğunu belirtiyor.

    İkincisi haziranda yayımlanan doğum oranları ve büyüme çalışmasıyla ilgili. Dergi, Pennsylvania Üniversitesi'nden Jesús Fernández-Villaverde'nin sosyal medyada dile getirdiği bir itirazın üzerine eleştiri kurmuştu: Geçmiş doğurganlık verilerinden çıkarılan sonuçlar, doğum oranlarının çöktüğü bir geleceğe uyarlanamayabilir. Acemoğlu, ortak yazarlarıyla birlikte tam da bu noktayı makalenin sonuç bölümünde kendilerinin dile getirdiğini söylüyor. Derginin Fernández-Villaverde ile görüşmediğini anladığını da ekliyor.

    Üçüncüsü eleştirilerin derlenme biçimiyle ilgili. Tyler Cowen ya da Francis Fukuyama'dan gelen itirazların geçmişte verimli tartışmaların başlangıcı olduğunu, derginin yazarlarının da bu tür görüş ayrılıklarının sağlıklı akademik tartışmanın parçası olduğunu bildiğini söylüyor.

    İki metin karşılaştırıldığında

    Derginin özgün yazısıyla yan yana konduğunda itirazlar eşit güçte durmuyor.

    Kaynak meselesindeki şikâyet yerinde, ancak göründüğünden dar bir alanı kapsıyor. Yazıdaki genel değer yargıları gerçekten isimsiz: Acemoğlu'nun modellerini daha önce denenmiş ve başarısız olmuş popülist politikaları desteklemek için kullandığı değerlendirmesi de, onu "açıkça bir dâhi" olarak niteleyen ve doktora öğrencilerine cömert davrandığını söyleyen ikinci iktisatçı da isimsiz. Buna karşılık spesifik akademik eleştirilerin tamamı isimli. Sömürge dönemi ölüm oranı verilerine David Albouy, bu tartışmada uzmanların hangi tarafa meylettiğine dair araştırmaya Martin Buchner ve meslektaşları, kurumsal açıklamanın kendi içine kapandığı eleştirisine Tyler Cowen, çerçevenin ancak geriye dönük işlediği itirazına Duncan Green, Çin örneğine Francis Fukuyama, yapay zeka tahminlerine Lawrence Summers, doğurganlık çalışmasına Fernández-Villaverde imza atıyor.

    Doğurganlık çalışması meselesinde ise dergi söz konusu çekinceyi gizlemiyor. Yazıda itirazın haklı olduğu ve bu noktanın Acemoğlu ile ortak yazarları tarafından makalenin sonuç bölümünde zaten dile getirildiği açıkça belirtiliyor. Derginin eklediği tek şey, bu tür uyarıların Acemoğlu'nun yoğun matematiği içinde gözden kaçabileceği. Bu, uyarının hiç yapılmadığı iddiası değil, sunum biçimine dair bir değerlendirme. Üç itiraz içinde en zayıf dayanağa sahip olanı bu.

    Yazının bir başka özelliği de şu: Dergi Acemoğlu ile yayın öncesinde görüşmüş ve yanıtlarını metnin içine yerleştirmiş. Eleştirel tartışmanın değerli olduğu yönündeki görüşü, Albouy'nun sonuca özgün örneklemin yarısını dışarıda bırakarak ulaştığı savunması, makaleyi bugün yeniden yazsa bazı değişiklikler yapacağı ifadesi, kitabının Çin'e kısmen ya da tamamen ayrılmış iki bölüm içerdiği itirazı ve yapay zeka tahminlerine yönelik eleştiriyi geçerli bulduğu, çünkü etmen tabanlı yapay zekayı öngöremediği kabulü, hepsi yazının içinde yer alıyor. Dolayısıyla tartışma hiçbir zaman Acemoğlu'na yazı içinde söz verilip verilmediğiyle ilgili değildi. Ayrı bir cevap metninin yayımlanıp yayımlanmayacağıyla ilgiliydi.

    Asıl suçlama

    Mektubun en sert bölümü Türkiye'de en az ilgiyi gören yer oldu. Acemoğlu, kitabının değerlendirmesinde eserin yapay zekanın geleceği nasıl şekillendireceği sorusuyla boğuştuğunun söylendiğini, oysa kitabın yalnızca yarım bölümünün bu konuya ayrıldığını belirtiyor. Bunu, kitabın mesajını bulanıklaştırmayı ve tartışmayı derginin yapay zekayı savunma ve öne çıkarma yönündeki tercihli alanına çekmeyi amaçlayan stratejik bir çerçeveleme olarak niteliyor.

    Bu, özensiz eleştiri suçlaması değil, editoryal gündem suçlaması. Tartışmayı tek bir iktisatçının siciline dair anlaşmazlığın ötesine taşıyan da mektubun bu bölümü.

    Altta yatan soru

    Derginin özgün yazısı Acemoğlu'nu kötü araştırmayla ya da akademik usulsüzlükle suçlamıyor ve bunu açıkça belirtiyor. Sorduğu soru şu: Mesleğin zirvesindeki itibarı ve beraberinde gelen entelektüel etki, akademik üretimiyle karşılanıyor mu? En sert bastığı yer yapay zeka çalışmaları. 2024 tarihli verimlilik hesabının, yapay zeka sayesinde bilimsel ilerlemenin hızlanması ya da karar alma süreçlerinin iyileşmesi ihtimalini tümüyle dışarıda bıraktığını, "işçi yanlısı yapay zeka" önerisinin ise kulağa hoş geldiğini ama aynı zamanda apaçık olduğunu savunuyor.

    Tartışma iki tarafla sınırlı kalmadı. American Enterprise Institute'tan Michael Strain, Acemoğlu ile neredeyse her önemli konuda ayrıştığını ve iktisat mesleğinin ciddi bir yazıyı hak eden gerçek sistemik sorunları bulunduğunu, ancak bu yazının o yazı olmadığını belirtti.

    Acemoğlu'nun X paylaşımında açıklanmamış bir iddia daha var. Yazının arka planında daha kaygı verici bir durum bulunduğunu ve bunu ilerleyen dönemde paylaşacağını yazmıştı. Henüz paylaşmadı.

    Mektubunu derginin başlığını tersine çevirerek bitirdi: 33 yıla yayılan bir çalışma bütünü karşısında yapabildikleri buysa, asıl "tuhaf biçimde ikna edici olmayan" onların eleştirisidir.

    Kaynaklar: The Economist, Daron Acemoğlu'nun X hesabı, Michael Strain'in X hesabı, Bosphorus News anazliz, inceleme ve haberciliği.

    Tüm Türkçe brifingler ve seçili XTRA özel haberleri
    Home